Haşa! İsyan değil kasıt!
Olmaz olmaz, bir şey olur.
Lâkin durum; sanma basit!
Olmaz olmaz, bir şey olur.
O da gelir bizi bulur!
(2 günde 15 şehit haberi gelmesinin ardından -2007-)
Onbeş yiğit şâhadet şerbetini içtiler,
Yirmi yaşında, bekar, evli, baba, gençtiler,
Rütbenin en şereflisini böyle seçtiler
"Ölü" diyen dillerin, asıl ölü kendiler!
Bu memlekette yiğitler bitmez efendiler!
Sekiz Nisan ikibinonbir günü,
Doğru bir karara imza atmıştık.
Dünü de hesaba katarak dünü,
İğne olup, balonlara batmıştık.
Uyan artık sevgilim, gün öğleyi devirdi
Vakit batıya doğru yol alıyor Gülnaz'ım.
Ayçiçekler yüzünü bir morluğa çevirdi
Aydınlığın gölgesi kısalıyor Gülnaz'ım.
Son zamanlarda tuhaflaştım yine,
Ağzımın hiç mi hiç tadı yok...
Sonbahardan olsa gerek; bütün huysuzluğum, bütün hırçınlığım üzerimde…
Ota, çöpe her şeye kızıyorum.
Kızdığım şeylere bile kızıyorum, dönüp dönüp bir daha.
Öfke nöbetlerim arttı…
Köşelerim daha sert ve belirgin.
Ve bir o kadar da kırılgan…
Sokaktaki arabaların sileceklerini de kaldırıyorum sebepsiz…
Kendi kendimle konuştuğum ayniyle vaki…
Telif Hakkı
© Yahya Hoçur @ tahtaPod.com | Tüm hakları saklıdır.
Yağmurlu bir geceydi;
Kan yağıyordu, gözümden boşalırcasına gök gürültülü ve sağanak…
Sokaktaki itler havlıyordu her şimşek çaktığında,
Vahşi itler…
Bu gece yoksun Şehrazat...
Duman grisi bir hüzün çöktü içime.
Yas ilan ettim, kederdeyim bu gece...
Bu gece yoksun Şehrazat...
Duman grisi bir hüzün çöktü içime.
Ruhum sinsi duvarların arasına sıkıştı, çırpınıyor...
Yas ilan ettim,
Kederdeyim bu gece...
O masum…
O hesapsız…
O yürek dolu çocuksu gülümsemelerimiz,
Yılların sarartıp veremli bir hasta simasına benzettiği
Kenarda köşede kalmış siyah-beyaz fotoğraflarda kaldı…
Ve henüz yazılmamış şiirlerimin
Hiçbir gözyaşının söndüremeyeceği,
Yürek yangınlarıyla kavrulmuş mısralarında…