Vatandaş, kararı pek güzel verdi:
"Bırakıp gitmenin sırası değil."
Hesabınca büyük oyunu gördü
Bırakıp gitmenin sırası değil.
I
İsteseydim eğer…
Bir parça kek, ucuz bir plastik tabakta.
Ve bir şekersiz çay, kartondan bardakta…
Eh.. bir de sen olunca şöyle yanımda…
Yeter de artardı boş şeylere mutlu olmak için…
Ne olacak yani, herkes gibi biz de hiç el sürmezdik.
Öyle ya; ne gerek var, beyin yorup düşünmeye?
Özümüzden kopuğuz, artık biz değiliz: Biz.
Hor görülüyor şimdi, töremizi unuttuk.
Yad eller su yolumuz; yabanla olduk yüz-göz.
Doğup büyüdüğümüz yöremizi unuttuk.
Dem verir zamana derviş hırkası
Gözlerimin seli durulur cemde
Kim demiş sırdır feza arkası
Şimşek deler gökler yarılır cemde
kelimeleri beraat etti sükut lehçesinin
şimdi zincirlerinizi kırıp sessizliği dinleyin
o sessizlik ki müessif zamanların yoldaşı
çocuk hıçkırıklarının
yol bilmez arkadaşı...
ben seninle yeni tanışmadım
gözlerini ilk kez
bir bayram sabahında
yırtık pabucuna gülümseyerek veda eden
toprak kokuşlu çocuğun
bakışlarında ki ışıltıda gördüm
Bahçeli gibiydi gidişin
öylesine soğuk, öylesine donuk
Salı konuşmalarını andırıyordu son sözlerin
öylesine dünden uzak, öylesine tutarsız…
sensizliğin gözlerime ağır geldiği zamandı
son sigarayı yaktım yüreğimde
kulaklarım adımlarının sesine hasret
uykuyu haram ettim yorgunluğa