Bir anlık düş gibi gelip geçtiler
öyküleri kaldı dilimizde
rest çekip haram ellerin sunduğu huzura
ömürlerine helalinden kefen biçtiler
gül yüzleri Anadolu toprağında
istiklale gebeydi
Var olsan tekrardan dağı aş desem
Gözümde dinmiyor gayrı yaş desem
Gençlerin vuruldu yetiş koş desem
Bilirim düşünmez koşardın Atam
Ah diyorum şimdi çıkıp ta gelsen
Kurduğun meclise darıldım Atam
Muhakkak gelirdin halimi bilsen
Bak otuz beşimde yoruldum Atam
Bükülmüştü beli yükü ağırdı
Yürüdü, tekledi vay benim Kirvem
Yardıma yanına beni çağırdı
Çömeldi, bekledi vay benim Kirvem
Dinle Türk Milleti büyüksen eğer
Aklından çıkartma bu rezaleti
Şehide verilmeli en büyük değer
Aklından çıkartma bu rezaleti
Sualim var sana haddim bilerek
Senden ötelere vardın mı Şahım
Gönülden kibiri kiri silerek
Tuzsuz sofraya diz kırdın mı Şahım
ak saçlıların elinde dombıra
bir telinde sen varsın diğerinde ben
türküsünde bin asırlık öykü
ne güzeldi
Kırım bozkırında tozlanıp
Hazar gölünde yıkanmak
nasılda tutuşmuştu damlalar teninde
Sibirya buzuluna
taşımıştın güneşi bedeninle
suya doymuştu Taklamakan çölü
sadece biz yanmıştık Aybüke
takipsiz şimdi Alageyik
toroslara dargın
dolu dizgin koşuyor
Tanrı dağlarına
bilir ki bin kere can verdi Halil
düzenin namlusunda
yakarışı ünler eski çağları