Uzun gecelerin kısa rüyası
Gün öğleni döndü ay da gidelim
Yok inat gönlümün yârdan cayası
Topla ziyanını say da gidelim
Belki döner idim gittiğim yoldan
Gözüme menzile varan göründü
Yüreğim bıkmışken bin bir engelden
Balyozu dağlara vuran göründü
Dedim yâr derya isen kum kalsam kenarında
Dedi sen bir incisin kaybolursun suyumda
Dedim taş desen bari duraydım sınırında
Dedi ki yosun tutmaz eritmek var huyumda
O nazlı bakışları bir ahu, ceylan gibi,Perçemi omuzuna dökmüş küheylan gibi,Yüzdeki tebessümü gören "Mutludur" sanır,Yüzüne aldanmayın, gülüşü yalan gibi… Kaan ÖZASLAN (17.02.2017)
Kimim? Neyim? Yok mu eşim?
Bilmem, Cahil-i dünyayım…
Bin bir renkle bezenmişim,
Her çaputtan bir parçayım…
Hakikat ilminden nasibin almış,
Alime endişe zuhur eylemez.
Müridi bir hırka ısıtırsa da,
Pîr'i hırkasızlık zebun eylemez.
Geceye sığmazmış aşığın düşü
Hayıra yorarmış hiç olmaz işi
Camıma konan kuş süslese kışı
Senin gönderdiğin selamdır derim
Beyhudedir sitem sarı yaprağa
Yaprak sararmadan dal incinmiştir
Göklerin matemi bayram toprağa
Bulut ağlamadan yel incinmiştir
Alt alta yazdım hatalarımı, günahlarımı Yerden yere vurdum şu akılsız başımı Kabul ettim hepsini Tövbelerimle kapına geldim İnan, inan vazgeçtim aramaktan seni Fakat, fakat bulmaktan vazgeçemedim, geçemedim işte Birer birer saydım günleri, haftaları hesapladım Daha şimdiden onlarca yılı aştı yokluğun Birer ikişer düşmeye başladı şakaklarıma aklar Hasretin yüreğimi kanatır, elem olur içim...