Bahara erer mi gönül toprağın
Güneşi gördü mü oralar Kerim
Biz gönlünü kırdık yeşil yaprağın
Sarardı kurudu buralar Kerim
O kuyudan su içme çocuk
zehir kokar nefesin, günden güne çürürsün
gel gözyaşımı iç çocuk
zehirsiz, berrak
baba oğul söndürelim yangınımızı
sarılarak, ağlayarak
Siz derin uykulardayken, ben bir rüyada öldüm…Uykusunda ölmüş dediler ardımdan.Yalan!Ben rüyamda öldüm. Ne yemyeşil vadide kelebekler arasındaydım, ne masmavi denizde huzurlu bir sandalda…Kızıl bir cehennem vardı rüyamda, toz soluyup kan kokluyordum.Gömecek yer arıyorlarmış, nereliyim bilememişler.Rüyalarımın ülkesinde yaşadım hep, ki köküm orasıydı benim.Öyle egzotik çiçeklerl...
ben seninle yeni tanışmadım
gözlerini ilk kez
bir bayram sabahında
yırtık pabucuna gülümseyerek veda eden
toprak kokuşlu çocuğun
bakışlarında ki ışıltıda gördüm
kelimeleri beraat etti sükut lehçesinin
şimdi zincirlerinizi kırıp sessizliği dinleyin
o sessizlik ki müessif zamanların yoldaşı
çocuk hıçkırıklarının
yol bilmez arkadaşı...
Dem verir zamana derviş hırkası
Gözlerimin seli durulur cemde
Kim demiş sırdır feza arkası
Şimşek deler gökler yarılır cemde
hasretin koynuna savrulur akıbeti belli bir yaprak
dönüşü yoktur, gidişi de yok!
Aşkını boynuma çalman ne garip
Kanımla yeşertsin çölü Mikail
Her açan çiçekte olman ne garip
Aydın toprağının farklıdır huyu
Yiğide şerbettir Kavaklı suyu
Gaza vakti yakın Ali tez büyü
Fatma Ana sızlar doğum çileli
Şimdi yiğit görsün Sarı Tekeli